4 Eylül 2010 Cumartesi

benim gözlerimden stonehage


Bir gizemdir bugün bile. Yıllardır etkiler beni varlığı, bambaşka bir dünyayı hatırlatır bana işte o haliyle bir tasvirim. Karşınızda benim Stonehage'im

28 Ağustos 2010 Cumartesi

bir karanlık gün


Adı karanlık günde olsa aslında anlatmak istediğim elektriklerin olmadığı bir gün yapılan bir çalışma olması. Mum lekeleriyle desen ararken bulduğum izleri paylaşmak istedim. Aydınlık arayışımı göstermek istedim.

5 Ağustos 2010 Perşembe

Bitmeyen Hikaye


Bitmeyen bir hikayedir anka kuşuyla ejderhanın dövüşü.
Biri ateşler saçar öteki ateşten doğar. İkisi de gücü ve
sonsuzluğu anlatır.

3 Ağustos 2010 Salı

hayaller...


Hayallerimin bir yansıması daha...

Neden olmasın ?

çizgi defteri
Hayallerden vazgeçmemek lazım.
Peşinden koşmak hatta onlar için yorulmak lazım.
Ancak ve ancak o zaman yaşam bizim olabilir.
Aksi takdirde sadece silik seyirciler oluruz.
Her hayal gerçeğe dönüşemesede, bir şans verilmelidir.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

kızgınlıklar


Ah bazen içimden bağırmak, sahip olduğum tüm kızgınlıkları haykırmak, kendimi bırakmak geliyor. Gülmeden, bakmadan, görmeden, sadece kendim için orada olabilmek ve sadece kendimi iyileştirebilmek için kararabilmek istiyorum.

Sonra taa derinlerde bir yerde bir gümleme hissediyorum. Arka arkaya gelmeye devam ediyor. Ne kadar güçlü ve ne kadar yalın diye dinlemeye başlıyorum. Gözlerimin içine yeniden bir ışık sızıyor. Neydi tüm o karartılar diyorum. Cevabı bulamıyorum, bazen bulsam da umursamıyorum.

gözlemler





Karmaşık haller bunlar.

Bazen durup izlerim herkesi, nerede olduğumun ya da kimi izlediğimin bir önemi yoktur aslında bazı yönlerden bilirim aslında hepimiz aynıyız ya da aynı olmasakta kesişiyoruz.

Yanlarından geçtiğim insanların konuşmaları bazen alıp götürüyor. Kafamda çözülemeyen bir sürü bağlantı şekilleri görünüyor. Bazıları diyorum nasıl da dolanmış bağlarına, tek bir hali bile artık karmaşadan uzak kalamaz olmuş. Oyunun içinde oyun içinde oyun. Plan içinde plan içinde plan.




Bazılarıda sadece maskelere sahip, en korkuncu hangisi bilemiyorum. Maskeler takıp dolanmak mı yoksa kendini unuttuğun oyunlar oynamak mı ?

Sonra diyorum ki belki maskeleri anlıyorum bazen de bu kadar oyunu anlamıyorum. Sonra da diyorum ki sen sanki hiç mi oynamıyorsun bu oyun içinde oyunlar ?